Son Yazılar

5 Nisan 2018 Perşembe

Öğretmenler odasına veya sınıflara kamera konulamaz
- İNTERNET GÜNLÜĞÜ yazdı. 0


Okullarda emniyet açısından riskli olan bütün birimlerinde kamera bulunması gerekliliğine karşın öğretmenler odasına veya sınıflara kamera konulmasının emniyet amaçlı olmadığı, öğretmenleri kişisel peşine düşüp takip amaçlı olduğu dobra dobra ortadadır.

Kişilerin bakımlı hayat alanına girerek ya da diğer suretle başkaları göre görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının saptanması ve kaydedilmesi hukuken ve etik olarakta muhtemel değildir.

Şöyle ki;

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin "Özel hayatın ve aile hayatının korunması" başlıklı 8. maddesinde; "1. Cümbür Cemaat özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine hürmet gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ama ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın ya da ahlakın ya da başkalarının yargı ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, gerekli olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş almak koşuluyla laf konusu olabilir." hükümlerinde,

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "IV. Özel hayatın gizliliği ve korunması" bölümü "A. Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesi 1. fıkrasında; "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." hükümlerinde herkesin özel hayatına hürmet gösterilmesini isteme hakkı olduğu, özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

6698 sayılı Bireysel Verilerin Korunması hakkındaki Kanunun "Kasıt" başlıklı 1. maddesinde; "(1) Bu Kanunun amacı, bireysel verilerin işlenmesinde ilk önce özel hayatın gizliliği edinmek üzere şahısların temel hak ve özgürlüklerini korumak ve bireysel verileri işleyen reel ve tüzel şahısların yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir." hükümleriyle özel hayatın gizliliği koruma altına alınmıştır.

5237 sayılı Türk Canice Kanununun "Özel hayatın gizliliğini ihlal" başlıklı 134. maddesinde; "Şahısların özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla değin hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin gösterme veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır." hükümlerinde ise kişilerin özel hayatının gizliliğini manzara veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edenlerin kanunda öngörülen cezaların artırılarak cezalandırılacağı kayıt alına alınmıştır.

5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11. maddesi (c ) fıkrasında "C) İl sınırları içinde refah ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, halk esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin tayin ve görevlerindendir.

Bunları temin etmek için vali gereken karar ve tedbirleri alır." hükümlerine tarafından herkesin özel hayatına saygı gösterililip gösterilmediğinin, özel hayatın gizliliğine dokunulup dokunulmadığı hakkında gereken karar ve tedbirleri almakla Valiler görevlendirilmiştir.

Yukarıda yer verilen yönetmelik hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, millet otoriteleri kadar herkesin özel hayatına saygı gösterilmesi gerekliliği ve özel hayatın gizliliğini korunması için zorunlu tedbirlerin alınmasının gerekli olduğu ve özel hayatın gizliliğinin oysa kamu düzeni ve kabahat işlenmesinin önlenmesi nedenleriyle ve kesin şekillerde ihlal edilebileceği, kabahat işlenmesinin önlenmesi amacıyla valilik makamınca zorunlu tedbirlerin ve kararların alınabileceği, bu tedbirlerin de özel hayatın gizliliğini ihlal etmemesi gerektiğine, tedbirlerin güvenliği sağlayacak oranda olması gerektiği, güvenliği sağlama ve özel hayatın gizliliğinin korunması arasındaki dengenin gözetilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda özel yaşam yalnızca kişinin özel konutu içinde ya da kuytu çerçevede yaşanan hayattan ibaret olmayıp, sınıfta, öğretmenler odasında hiç beklenmeyen zamanda ve mekanda da ortaya meydana çıkan ve akıcılık talep eden bir süreçtir. Yeniden çalışma hayatı içerisinde özel yaşam kapsamında değerlendirilebilecek süreçler oluşabilmektedir. Bundan dolayı meslek yerinin güvenliğini sağlama amacını aşıp, aracısız çalışan memurun öğretmenin kendisinin öteki memurlarla ya da iş sahipleriyle, öğrencilerle ilişkisinin ve halk hizmetinin görülmesi esnasında yaptığı her türlü hareketin ya da insani hareket ve tavırların gözlemlendiği kamera peşine düşüp takip sistemi ile takip edilmesi; kişinin görüntüsü ve sesi hassas ve özel kaliteli veri kabul edildiğinden özel hayatın gizliliğini ihlal eder.

Ulusal Eğitim Bakanlığının öğretmenler odasına ya da sınıflara kamere konulması ile ilgili görüntü ve anlayışına bakacak olursak;

1- Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Edep Kurulu Başkanlığının 04.09.2008 tarih ve 7124 sayılı yazılarında; "Eğitim etkinlerinin kameralı sistemle izlenmesinin yerinde olmayacağı, oysa güvenlik amacıyla öğretim etkinlikleri yapılan bölümlerin dışarıda kalan yerlerin kamerayla izlenebileceği." konusunda görüş açıklama etmiştir.

2- 20.03.2012 Tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin "Kurum binaları" başlıklı 11. maddesi 4. fıkrasında; ''(4) Okullarda, bahçe giriş ve yapı kapıları öncelikli almak üzere, asgari on beş gün süreyle gösterme kayıtlarını depolayacak güvenlik kamera sistemi kurulur. Ama, derslik ve ders yapılan bölümler, öğretmenler odası, yönetici ve diğer egzersiz/dinlenme odaları, rehberlik odası, kütüphane, spor salonu, yüzme havuzu, tuvalet lavabo, ibadethane ve güya birimlerin içini görecek şekilde güvenlik kameraları yerleştirilemez." hükümleri bulunmaktadır.

Bu hükümlere göre Ulusal Eğitim Bakanlığı "Okullarda, bahçe giriş ve yapı kapıları hariç derslik ve ders yapılan bölümler, öğretmenler odası, yönetici ve öteki çalışma/dinlenme odaları, rehberlik odası, kütüphane, spor salonu, yüzme havuzu, tuvalet lavabo, ibadethane ve güya birimlerin içini görecek şekilde emniyet kameraları yerleştirilemez" görüşündedir.

Keza; Ulusal Eğitim Bakanlığı (MEB), mektep öncesi eğitim kurumlarında çocukların kamera ve internet yoluyla izlenme uygulamasını, "çocuk ve eğitmen haklarının ihlaline ve çocukların mahremiyetine saygısızlık" gerekçesiyle kaldırmıştır.

MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı (TTK), okulöncesi eğitim kurumlarının bir kısmının Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'ne (SHÇEK) yan olması sebebiyle, bu kuruma da bir yazı göndermiştir.

Yazıda, herhangi bir nedenle çocukların özel yaşamlarına ilişkin bir görünüm kaydedilmemesi ve gizliliğe riayet edilmesi istendi.

Yazıda, şunlar belirtildi: "Bu doğrultuda çocukların özel tatbik alanları, lavabo, WC, uyku odası ile dağıtılmış etkinlikleri yapıldığı grup odalarının kamera ve internet yoluyla izlenmemesi; bu alanların dıştan kalan giriş, çıkış, koridor, bahçe gibi yerlerin güvenlik açısından doğal yaşamı koruyacak biçimde izlenmesi gerektiğine dair, özel kreş ve gündüz huzurevi ve çocuk kulübü bulunan bütün illere veri verilmiştir."

Tekrar konuyla ilgili aşağıdaki adalet kararları bulunmaktadır;

1- Ilk Elden memuru gözetleyen kamera konulamayacağına dair Diyarbakır 1. Yöneticilik mahkemesinin 2009-1466 sayılı kararı bulunmaktadır.

2- "Şikayetçinin egzersiz odasına el altından kurulan kamerayla görüntülerini kayda geçirmek eyleminin, özel hayatın gizliğini ihlal suçunu yapacağı hakkında." Danıştay 1. Dairesinin 2014/232 E. , 2014/25 K. kararı bulunmaktadır.

3- Elazığ 2. Yöneticilik Mahkemesi 27.07.2015 tarih, 2015/26 E. ve 2015/672 K. sayılı kararında; alıştırma hayatının da özel yaşam kapsamında değerlendirilecek bir işlem olduğunu ve binanın dış cephesinde bulunan ve yalnızca binaya giriş çıkışları görünüm alanına bölge kameralar dışarıda hizmet salonlarında tahsis yapan memurların alıştırma alanlarına konumlandırılan kameraların işyerinin güvenliğini sağlama amacını aşıp, aracısız çalışan memurun kendisinin, öteki memurlarla veya meslek sahipleriyle ilişkisinin ve ulus hizmetinin görülmesi esnasında yaptığı her türlü haberleşmenin, çalışma alanı ve masasının gözlemlenmesini olası kılarak özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğine kanaat getirerek, dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.

4- Avrupa İnsan hakları Mahkemesinin Peev-Bulgaristan adlı, 64209/01 Tatbik Nolu, 26.07.2007 tarihli kararında; Yargıtay Başsavcılığında uzman olarak çalışan millet görevlisinin ofisinde yapılan arama çerçevesinde, özel hayatın kapsamı konusunda tespit gerçekleştirmek suretiyle, bu ulus çalışanının akla yatkın şekilde, alıştırma alanının ya da en azından kişisel eşyalarını sakladığı egzersiz masası ve doküman klasörlerin, özel mülkiyet olarak görülmesini bekleyebileceğine aksan yapmıştır.

Ahmet KANDEMİR

« ÖNCEKİ YAZILAR
SONRAKİ YAZILAR »