Son Yazılar

7 Mart 2018 Çarşamba

Araştırma görevlisi, mesai saatleri içinde, fakülte binasında olmak zorunda mıdır?
- İNTERNET GÜNLÜĞÜ yazdı. 0


Akademisyenlerin 08.00-17.00 olarak uygulanan mesai saatleri içinde fakültede bulunmaları gerekli mudur?

Danıştay 8. Dairesi verdiği kararda, Akademisyenlerin yaptıkları iş ve çalışma koşulları gereği kendilerine tayin edilen odalarının açık havada da çalışmalarını devam ettirebileceklerini ve akademik kariyerin ve akademik alıştırma hayatının bir parçası olarak, lüzum kütüphane ve sanki yerlerde araştırmak, derslere girmek, projeler idare etmek gibi faaliyetlerde bulunmak nedeniyle mesai saatlerinde fakülte binası dışında bulunabilmelerinin olası olduğunu açıklama etmiştir.

Kararda, Araştırma Görevlisine, izinsiz ve kurumlarınca kabul edilen özür olmaksızın işe gelmeme göstermek disiplin suçunu işlediğinden bahisle verilen disiplin cezası, akademik alanda çalışan kişilerin yaptıkları meslek ve egzersiz şekilleri dolayısıyla gerektiğinde kendilerine atama edilen odalarının dışında da çalışmalarını devam ettirebilecekleri; bunun yanına disiplin soruşturması raporunda araştırma görevlisinin okula hiç gelmediğine ilişkin bir tespitin yapılamadığı, imza föyü uygulamalarına bakıldığında ise; 08.00-17.00 saatleri biçiminde olmasa da, davacının akla yatkın saatler içerisinde mesaisini tamamladığı ve imza föylerinde de davacının okula gelmediğine dair bir tespitin yapılmamış olduğu gerekçeleriyle iptal edilmiştir.

T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Başlıca No: 2013/11579

Karar No: 2018/372

Karar Tarihi: 29.01.2018

İstemin Özeti : Yöneticilik Mahkemesinin 10/09/2013 gün ve E:2012/1264, K:2013/734 sayılı kararının hukuka tutarsız olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Muayene Hakimi : Emine Ferdane PANDIR KIM

Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dava, .........Enstitüsü İşletme Fakültesi Dekanlığı İşletme Bölümü ............ Başlıca Bilim Dalı Başkanlığında araştırma görevlisi olan davacının izinsiz ve kurumlarınca kabul edilen özür olmaksızın aralıksız 3 ila 9 gün işe gelmeme kullanmak disiplin suçunu işlediğinden bahisle bir yıl zaman ile aşama ilerlemesi cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı yapılan itiraz sonucu verilen 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 27/09/2012 tarih ve 2012/123 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Yöneticilik Mahkemesince; .........Enstitüsü İşletme Fakültesi Dekanlığı İşletme Bölümü ............ Belli Başlı Bilim Dalı Başkanlığı öğretim elemanı olan davacının izinsiz ve kurumlarınca kabul edilen özür olmaksızın aralıksız 3 ile 9 gün işe gelmeme uygulamak disiplin suçunu işlediğinden bahisle yapılan disiplin soruşturması kapsamında 12-13-14-15/09/2011 ve 19/09/2011 tarihlerinde göreve gelmediğine ilişkin anabilim dalı başkanı, bölüm başkan yardımcısı ve bölüm başkanı tarafından tutulan tutanaklar ile değişmez olduğu, dolayısıyla davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği anlaşılması aleyhinde 1/30 oranında aylıktan kesim cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Yükseköğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "İzinsiz ya da kurumlarca kabul edilen özürü olmaksızın aralıksız 3-9 gün ya da kısmi statüde yer alan öğretim üyeleri için 12-36 saat işe gelmeme kullanmak" kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller aralarında sayılmış, 33. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde ise, "aUyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri kadar verilir. bKademe ilerlemesinin durdurulması cezası, görevlinin ast olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonradan atamaya yetkili amirler tarafından, dekanlar için ise, bu cinayet disiplin amirinin teklifi üstüne Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile verilir." kuralına yer verilmiştir.

Aynı Yönetmeliğin 47. maddesi'nde;

"Disiplin amirleri göre verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı itiraz, kişinin ast olduğu kurumdaki disiplin kuruluna yapılabilir. Kişinin itirazının görüşüleceği toplantıya cezayı veren disiplin amiri katılamaz. Bu şekilde kurulun oluşturulamaması halinde bir üst disiplin kurulu yetkilidir.

Aşama ilerlemesinin durdurulması cezasına, kişinin ast olduğu yükseköğretim kurumu aracılığıyla Yüksek Disiplin Kuruluna itiraz yapılabilir. İlgili yükseköğretim kurumu itiraza ilişkin tatbik ve soruşturma dosyasını 7 gün içerisinde Yükseköğretim Kuruluna iletmekle yükümlüdür.

Bu Yönetmelikte yer alan disiplin cezalarına karşı yönetimle ilgili hak yoluna başvurulabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.

Anılan Yönetmeliğin İtiraz Süresi ve Yapılacak Işlem başlıklı 48. maddesi'nde;

"Disiplin amirleri ve disiplin kurulları tarafından bahşedilen disiplin cezalarına karşısında yapılacak itirazlarda zaman kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gündür. Bu zaman içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.

İtiraz halinde, itiraz mercileri kararı gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabul edebilecekleri gibi cezayı hafifletebilir ya da adamakıllı kaldırabilirler.

İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin, kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını vermek zorundadırlar." hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, .........Enstitüsü İşletme Fakültesi Dekanlığı İşletme Bölümü ............ Asıl Bilim Dalı Başkanlığı araştırma görevlisi olan davacının izinsiz ve kurumlarınca kabul edilen özür olmaksızın sürekli 3 ila 9 gün işe gelmeme kullanmak disiplin suçunu işlediğinden bahisle yapılan disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen 16/02/2012 tarih ve 388-01 sayılı disiplin soruşturma raporunda kısaca; ilgilinin ifade ve savunma yazılarında belirtilmiş tarihlerde okulda olduğuna ve göreve geldiğine dair net ifadeler belirtmediği, maddesel kanıtlar sunamadığı, genellikle savunmasını denetim ve gözlem süreçlerine, imza föyü uygulamasına ve mobbinng-psikolojik zor iddiasına ayırdığı ve tanık ifadelerine başvurulmasını istediği, davacının amiri konumundaki üç öğretim üyesinin yaptıkları kontrollerde göreve gelmediğini ve bu durumu tutanakla tescil altına aldıklarını belirttikleri, aynı şekilde devlete ait tahsis yerindeki oda arkadaşları da net bir şekilde açıklanmış tarihlerde ödev uygun olmadığını belirttikleri, öteki yana kullanmakta olduğu diğer odada atama yapan arkadaşı Ş. Ş. ise işe gelip gelmediğini hatırlamadığını ifade ettiği, delil ve ifadeler doğrultusunda 12-13-14-15/09/2011 ve 19/09/2011 tarihlerinde davacının işe gelmediğinin görüldüğü bununla beraber Araş Gör. Ö. A.'ün, İşletme Bölüm Başkanlığı'nın 31/10/2011 tarihli yazısı ile .......Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. H. K. kadar üç hafta vakit ile sabah geliş, sabahleyin ayrılış, öğle geliş, öğle ayrılış saatleri imza altına alındığı ve 08.00-17.00 olarak uygulanan mesai saatleri içinde işe geç geldikleri hususları saptama edilerek davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği gerekçesi ile 1/30 oranında aylıktan kesim cezası ile cezalandırılması üstüne işbu disiplin cezasının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Akademik alanda çalışan şahısların yaptıkları meslek ve egzersiz şekilleri dikkate alındığında, gerektiğinde kendilerine tayin edilen odalarının dıştan da çalışmalarını devam ettirebilecekleri açıktır. Bu şekilde, akademik kariyerin ve akademik alıştırma hayatının bir parçası olarak, gerek kütüphane ve benzeri yerlerde araştırmak, derslere girmek, projeler yönetmek gibi faaliyetlerde bulunmak amacıyla mesai saatlerinde fakülte binası dışarıya bulunabilmeleri mümkündür.

Soruşturma dahilinde ifadelerine başvurulan kişilerce, davacının açıklanmış tarihlerde işe gelmediği yönünde açık ve emin beyanlarda bulunulmadığı gibi, sanık idarece tutulan tutanaklarda her ne kadar tarih belirli ise de; hangi saatte davacının bulunduğu odaya gelindiği ve davacının odasında bulunamadığı belirtilmemiştir. Hem, tutanakta imzası yer alan üç kişinin eş zamanlı olarak odayı denetleyip denetlemedikleri de alınan ifadelerden net bir şekilde anlaşılamamaktadır. Hem, 12-13-14-15/09/2011 ve 19/09/2011 tarihlerine ilişkin olarak; davacının odasında hangi saatlerde bulunmadığı konusu açık olmadığı gibi, davacının okula hiç gelmediğine ilişkin herhangi bir tespitte davalı idare göre yapılmamıştır.

Kaldı fakat; idarede mesaiye başlama ve tamamlama zamanlarını kayıt altına bölge, turnike, kart sistemi gibi bir uygulamanın bulunmadığı görülmekte olup; yukarıda belirtilmiş tutanaklar dışındaki daha sonra başlatılan imza föyü uygulamalarına bakıldığında ise; davacının akılcı saatler içerisinde mesaisini tamamladığı anlaşılmakta ve imza föylerinde davacının okula gelmediğine dair bir saptama de yapılmamış olduğu görülmektedir.

Bu durumda, dava konusu işlemin tesisine dayanak alınan 12-13-14-15/09/2011 ve 19/09/2011 tarihli tutanaklarda yer alan eksiklikler ve soruşturma zarfında alınan ifadelerde davacı aleyhine emin ve açık bir biçimde beyanda bulunulmamış olunması nedeniyle davacı hakkında iddia edilen eylemlerin fiziksel delillere dayanmaması, fiillerin subuta erdiğine dair emin tespitlerin yapılmaması karşında, huysuz yönde bahşedilen Duruşma kararında yasal isabet bulunmamaktır.

Açıklanan nedenlerle; Idare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın her tarafta bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın beyanname tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık elde etmek üzere, 29.01.2018 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

Idare ve vergi mahkemeleri kadar verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı Idari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılmış nedenlerin bulunmasına bağlıdır.

Yöneticilik Mahkemesince bahşedilen kararın dayandığı mazeret usul ve yasaya uygun olup, bozulması gerektiren bir niçin bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

« ÖNCEKİ YAZILAR
SONRAKİ YAZILAR »