Son Yazılar

19 Ocak 2018 Cuma

AYM; polise, jandarma ek göstergesi verilmemesinin gerekçesini açıkladı
- İNTERNET GÜNLÜĞÜ yazdı. 0


Anayasa Mahkemesi, jandarma personeline 3600 ilave gösterge verilirken, adeta benzer görevleri yapan polislere 3000 ek gösterge verilmesini Anayasa'ya aykırı bulmadı. AYM, buna olarak, salt statü hukukunu gösterdi./

Bilindiği üzere, polisler 3000 ek gösterge alırken, birinci dereceye gelen jandarma personeli 3600 ilave gösterge almaktadır.

3600 ek gösterge ise emekli ücret ve ikramiyelerinde kayda değer bir ayrım oluşturmaktadır.

Adeta benzer görevleri yapan polis ve jandarmalar için öbür ek göstergeler kesin olmasının Anayasa'ya tutarsız olduğu istemiyle açılan davada, Tüzük Mahkemesi, polislerin statü hukukuna ast olmasını gerekçes göstererek, iptal istemini reddetti.

İŞTE AYM'NIN İPTAL İSTEMİNİ REDDETMESİNİN GEREKÇELERİ

4. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniyle kural Tüzük'nın 10. maddesi yönünden de incelenmiştir.

5. Dava konusu kuralla, 657 sayılı Kanun'un eki (I) sayılı Cetvel'in "VII. GÜVENLIK HİZMETLERİ SINIFI" bölümünün (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde farzedilen unvanlar açık havada kalan güvenlik hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda bulunanlar hakkında uygulanacak ilave gösterge rakamlarının belirlendiği (e) bendinin yükseköğrenimliler için geçerli olan (aa) daha alçak bendinde
1. dereceli kadroda bulunanlara 3.000,
2. dereceli kadroda bulunanlara 2.200,
3. dereceli kadroda bulunanlara 1.600,
4. dereceli kadroda bulunanlara 1.100,
5. dereceli kadroda bulunanlara 900,
6. dereceli kadroda bulunanlara 800,
7. dereceli kadroda bulunanlara 500,
8. dereceli kadroda bulunanlara 450,
ek gösterge rakamı öngörülmektedir.

6. Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleri arasında kayıtlı sosyal hukuk devleti, insan haklarına saygılı, kişi hak ve özgürlükleriyle ulus yararı aralarında adil bir denge kurabilen, egzersiz hayatının istikrar içinde gelişmesi için sosyal ve idareli önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna yerinde hayat sürdürmelerini karşılayan, sosyal emniyet hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşı koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir.

7. Tüzük'nın 55. maddesinin ikinci fıkrasında "Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adil bir ücret elde etmeleri ve öteki sosyal yardımlardan yararlanmaları için zorunlu tedbirleri alır." denilmektedir.

8. Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen "kanun önünde denklik" ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için laf konusudur. Bu prensip ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Denklik ilkesinin amacı, benzer durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında benzer işleme ast tutulmalarını temin etmek, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda yer alan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun aleyhinde eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler veya topluluklar için öbür kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Benzer hukuksal durumlar benzer, bambaşka hukuksal durumlar ayrı kurallara emrindeki tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

9. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 3. maddesine göre genel kolluk personeli, "polis" ve "jandarma" edinmek üzere ikiye ayrılmaktadır. 3201 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca polis, silahlı icra ve inzibat kuvvetidir. 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Ödev ve Yetkileri Kanunu'nun 3. maddesinde jandarma "güvenlik ve asayiş ile halk düzeninin korunmasını sağlayan ve öteki kanunların verdiği görevleri yerine getiren silahlı genel kolluk kuvveti" olarak tanımlanmıştır. 2692 sayılı Sahil Emniyet Komutanlığı Kanunu'nun 2. maddesinde de Sahil Emniyet Komutanlığının silahlı bir genel kolluk kuvveti olduğu belirtilmiştir.

10. Buna karşılık anılan iş grupları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinde öbür hizmet sınıflarında belirtilmiştir. Anılan maddeye kadar emniyet mensupları "Emniyet Hizmetleri SınıfE'nda, Jandarma Genel Komutanlığı kadrolarındaki subay, astsubay ve bilirkişi jandarmalar "Jandarma Hizmetleri Sınıfı"nda, Sahil Emniyet Komutanlığı kadrolarında yer alan subay ve astsubaylar ise "Sahil Güvenlik Hizmetleri Sınıfı "nda yer almaktadır.

11. 3201 sayılı Kanun'un 1., 2803 sayılı Kanun'un 4. ve 2692 sayılı Kanun'un 2. maddelerine kadar emniyet teşkilatı ile jandarma ve sahil emniyet teşkilatı İçişleri Bakanlığına alt iken güvenlik teşkilatı bir genel müdürlük, jandarma ve sahil emniyet teşkilatı ise komutanlık biçiminde örgütlenmiştir. 2803 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre jandarma birlikleri seferberlik ve savaş hallerinde belirlenecek bölümleriyle Şiddet Komutanlıkları, 2692 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince da sahil güvenlik birliklerinin belirlenecek bölümleri Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrine girer.

12. Polis, jandarma ve sahil emniyet personelinin tahsis alanları da birbirinden farklıdır. 2803 sayılı Kanun'un 10. maddesine tarafından "Jandarmanın çoğunlukla ödev ve sorumluluk alanı; Polis ödev sahası dışı olup, bu alanlar il ve ilçe belediye hudutları haricinde kalan ya da polis teşkilatı bulunmayan yerlerdir. Fakat, belediye sınırları içinde olmakla birlikte hizmet gerekleri bakımından yerinde görülen yerler, jandarmanın tahsis ve sorumluluk alanı olarak tespit edilebilir. İçişleri Bakanının kararıyla bir il veya ilçenin tamamı polis veya jandarma devir ve sorumluluk alanı olarak belirlenebilir. " Bu hüküm çerçevesinde kural olarak il ve ilçe belediye hudutları içinde polis, bunların dışarıda kalan yerlerde ise jandarma görevlidir. bununla beraber polis teşkilatı kurulmamış her yer jandarmanın tayin sahası içindedir. 2692 sayılı Kanun'un 4. maddesine kadar Sahil Güvenlik Komutanlığı ise Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün sahillerinde, iç suları olan Marmara Denizi, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarında, liman ve körfezlerinde, kara sularında, münhasır ekonomik bölgesi ile ulusal ve milletlerarası hukuk kuralları gereğince egemenlik ve denetimi aşağı yer alan deniz alanlarında görevlidir.

13. öte yandan polis, jandarma ve sahil emniyet personelinin idari kolluk faaliyetleri çerçevesinde emniyet ve asayiş ile ulus düzenini sağlama, kabahat işlenmesini önleme görevlerinin yanı sıra adli kolluk faaliyetleri çerçevesinde, işlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilmiş işlemleri yapma ve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirme görevleri bulunmakla birlikte jandarma ve sahil emniyet personelinin ayrıca askeri görevleri bulunmaktadır. Bu kapsamda jandarma, kanunlarla bahşedilen askeri görevleri; Sahil Emniyet Komutanlığı ise belirlenen bölümleri itibarıyla, seferberlik ve savaş hallerinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı kadar bahşedilen görevleri de yerine getirmekle yükümlüdür. Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca planlanan eğitim ve tatbikatlara İçişleri Bakanının izniyle katılma görevi de Sahil Emniyet Komutanlığının bu kapsamdaki görevlerindendir.

14. Polis, jandarma ve sahil emniyet personelinin özlük haklarına ilişkin düzenlemeler de ayrı kanunlarda yer almaktadır. Emniyet Hizmetleri Sınıfı personelinin özlük hakları 3201 sayılı Kanun'da, Jandarma Hizmetleri Sınıfı personelinin özlük hakları 2803 sayılı Kanun'da, Sahil Güvenlik Hizmetleri Sınıfı personelinin özlük hakları ise 2692 sayılı Kanun'da düzenlenmekte ve bu kanunlarda hüküm bulunmayan hallerde her üç kolluk personeli bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uygulanmaktadır. Bunun yanı sıra Jandarma Hizmetleri Sınıfı personeli ile Sahil Emniyet Hizmetleri personelinin nasıp ve terfi, aylık ve öteki parasal ve sosyal hakları bakımından statü ve rütbelerine göre 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu'na, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'na veya 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'na yan personel hakkındaki hükümler geçerli olmaktadır.

15. Polis ve astsubayların mesleğe giriş usulleri ve bu bağlamda başarıyla bitirilmesi gereken eğitim de çeşitlilik göstermektedir. Astsubaylık için Jandarma ve Sahil Emniyet Akademisi bünyesinde yer alan astsubay iş yüksek okullarından mezun olunması, Ulusal Savunma Bakanlığı nam ve hesabına eğitim görülmesi ya da Milli Savunma Bakanlığı tarafından saptama edilecek fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarının kendi nam ve hesabına bitirilip uygulanacak sınavlar ile temel askerlik eğitiminde başarılı olunması gerekli iken polis olabilmek için polis iş yüksek okulunun ya da polis iş eğitim merkezinin bitirilmesi gerekmektedir.

16. Polis, jandarma ve sahil emniyet personeli; statülerinde, atama alanlarında, görevlerinin dahilinde, bağlı oldukları yasal rejim ve sorumluluklarında, çalışma koşullarında, teşkilatlanma şekillerinde, mesleğe gücenme yöntemlerinde farklılıklar bulunması nedeniyle ayrı yasal konumdadır. Farklı hukuki konumda bulunmaları nedeniyle güvenlik teşkilatı mensupları hakkında uygulanacak ek gösterge ile jandarma ve sahil güvenlik personeli için öngörülen ilave göstergenin eşdeğer olma zorunluluğundan söz edilemez.

17. Diğer yana güvenlik teşkilatı mensuplarının ulus görevlisi olduğu şüphesizdir. Ulus görevlileri ile kamu yönetimleri arasındaki ilişkiler kural tasarruflarla düzenlenmektedir. Ulus personeli, belirtilen bir statüde ve objektif kurallara kadar hizmet yürütmekte; o statünün sağladığı ücret, atanma, çoğalma gibi kimi haklara sahip olmaktadır. Ulus hizmetine giriş, hizmet içinde çoğalma ve bulunulan statünün sağladığı haklar statü hukukunun gereği olarak kanunlarla belirlenmektedir. Kanun koyucu; statü hukuku çerçevesinde yürütülen memuriyet hizmetine girmeye, memuriyette yükselmeye, özlük haklarına ve bunun gibi diğer hususlara ilişkin koşulları anayasal ilkelere uygun şekilde tespit yetkisine sahiptir. Statü hukukunun gereği olarak, halk görevine başlayan emniyet teşkilatı mensubu, statüsünden ve kanundan kaynaklanan ödev ve durumunu mahsus halk görevine başlamaktadır.

18. Anılan takdir yetkisi zarfında yerine getirdikleri hizmetin niteliğinin gözetilerek bambaşka statüler için ayrı ödenti rejimleri öngörülmesinin ve bu kapsamda güvenlik teşkilatı mensupları için jandarma ve sahil güvenlik personelinkinden öbür ek gösterge rakamlarının belirlenmesinin, sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığı ve emeğin karşılıksız bırakılmamasını amaçlayan Anayasa'nın 55. maddesiyle devlete bahşedilen, çalışanların yaptıkları işe yerinde adaletli bir ödenti elde etmeleri için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğüne kuralsızlık taşıdığı söylenemez. Nitekim Tüzük'nın 55. maddesine kadar "emeğin karşılığı " olan ücretin kıdem, liyakat, kariyer gibi unsurların yanı sıra ödev, yetki ve sorumluluklara, bir başka deyişle statülere alt olarak çeşitlilik göstermesi mümkündür.

19. Açıklanan nedenlerle kural, Tüzük'nın 2., 10. ve 55. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

20. Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ ile Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamışlardır.

KARARA MUHALIF KALAN 4 ÜYENİN ŞERHİ

1. 29.1.2016 tarihli ve 6663 sayılı Kazanç Vergisi Kanunu ile Bir Takım Kanunlarda Değişim Yapılmasına Dair Kanun'un 9. maddesiyle değiştiren 14.7.1965 tarihli Devlet memurları Kanunu'nun eki (1) sayılı Ilave Gösterge Cetveli'nin "VII. EMNIYET HİZMETLERİ SINIFI" bölümünün (e) bendinin (aa) daha aşağı bendinin Tüzük'nın 2. ve 55. maddelerine aykırılığı bahis edilerek iptali istenmiş; Anayasa Mahkemesince bahse konu kaide, Anayasa'nın 10. maddesi yönünden de incelenmiştir.

2. Tüzük'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin "... toplumun huzuru, ulusal dayanışma ve hak anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine alt, ilk olarak belirli esas ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti... " olduğu belirtilmiştir.

3. Anayasa'nın "Ücrette yargı sağlanması" kenar başlıklı 55. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

"Ücret emeğin karşılığıdır.
Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adil bir vergi elde etmeleri ve öteki sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır "

4. 2010 yılında, Tüzük değişikliğine ilişkin 5986 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle, Tüzük'nın "Toplu meslek sözleşmesi ve toplu kontrat hakkı" kenar başlıklı 53. maddesine eklenen Ek fıkra ile "Memurlar ve öteki millet görevlileri, toplu kontrat yapma hakkına sahiptirler" hükmü getirilmiştir. Yine 2010 yılında yapılan Tüzük değişikliğine ilişkin 5982 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle, Anayasa'nın 128. maddesinin, memurların ve diğer ulus görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, ödev ve yetkilerinin, hakları ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerinin ve öteki özlük işlerinin kanunla düzenleneceğini öngören ikinci fıkrasının sonuna "Ama, parasal ve sosyal haklara ilişkin toplu kontrat hükümleri saklıdır" cümlesi eklenmiştir.

5. Tüzük hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, alıştırma hayatına ilişkin milletlerarası sözleşmelerdeki yükümlülükler ve artan evrensel anlama aleyhinde Tüzük koyucu tali kurucu iradenin de memurlar ve öteki ulus görevlilerinin finansal ve sosyal haklarının salt statü hukuk çerçevesinde yasa koyucu tarafından kendi takdirine tarafından belirlenmesi anlayışını terk ederek, egzersiz hayatına ilişkin genel ilkelerin de uygulanabileceği, hakkaniyete daha yerinde ve emeği bölge bir sisteme yöneldiği anlaşılmaktadır.

6. Kuralın iptali istemi, aynı veya çok aynı görevleri yapan güvenlik mensupları ile askeri personel arasında, çalışılan teşkilat ve tahsis yerleri dışında bir ayrım bulunmadığı, güvenlik teşkilatı personeline daha düşük ilave gösterge rakamı öngörülmesinin hakkaniyete ve yapılan işe uygun, adaletli ödenti ilkesine tutarsız olduğu gerekçesine dayanmaktadır. Polis ile jandarma ve sahil güvenlik personeli arasında yapılan işin, farklı yan ödemeyi haklı kılacak özellikleri olup olmadığı değerlendirilmeksizin ve farkı haklı kılacak fiziksel nedenler ortaya konmaksızın, iptal isteminin salt statü hukuku yönünden değerlendirilip reddedilmesinin, Anayasa tarafından koruma altına alman, ücretin emeğe kadar belirlenmesi ve ücrette adalet ilkeleri karşı, hakkaniyete yerinde düşmediği, bu nedenlerle kuralın Tüzük'ya aykırı olduğu kanaatindeyiz.

7. Kanun'un Tüzük'nın 10. maddesi çerçevesinde yapılan değerlendirmede de benzer sonuca varılması gerektiğinde şüphe yoktur. Bunun maddesel olguları şunlardır:

a) 668 sayılı KHK ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Emniyet Komutanlığı İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır. Nitekim 2803 sayılı Kanun'un 4. ncü, 2692 sayılı Kanun'un 2 nci maddelerinde bu husus açık açık açıklama edilmektedir.

b) Benzer KHK ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36 ncı maddesinde düzenlenen "hizmet sınıflarına" 8 nci madde olarak "Jandarma Hizmetleri Sınıfı: Bu derslik Jandarma Genel Komutanlığı kadrolarında yer alan subay, astsubay ve bilirkişi jandarmaları" kapsar." ve 9 uncu madde olarak "Sahil Güvenlik Hizmetleri Sınıfı: Bu derslik Sahil Güvenlik Komutanlığı kadrolarında bulunan subay ve astsubayları kapsar." şeklinde ekleme yapılmıştır. Böylelikle, Jandarma ve Sahil Emniyet Komutanlığı mensubu subay ve astsubaylar, statü hukuku bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na ast tutulmuştur.

c) 682 sayılı KHK ile Güvenlik Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Emniyet Komutanlığı personeline ilişkin disiplin mevzuatı birleştirilmiştir.

d) 680 sayılı KHK ile evvelce Emniyet Genel Müdürlüğü personeli yönünden geçerli olan ödüllendirme sistemi, Jandarma Genel Komutanlığı personeli yönünden de geçerli ülkü getirilmiştir.

e) 668 sayılı KHK ile İçişleri Bakanına, Güvenlik Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Emniyet Komutanlığının her kademedeki personeli yönünden geçici görevlendirme yetkisi verilmiştir.

f) Göze Çarpan edilen bu yasal düzenlemelerle birlikte her üç teşkilat personeli aralarında görev ve hizmet yönünden bir beraberlik sağlanmış ve yalnızca sorumluluk alanları, rütbe isimleri ve öbür teşkilat yapıları dışında bir fark kalmamıştır.

g) Uzlaştırma şartlarında artık askeri bir devir üstlenmesi olası olmayan Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Emniyet Komutanlığına mensup subay ve astsubayların aylık ve özlük haklarının "rütbe" esasına göre ödenmeye devam edilmesi, buna rağmen Emniyet Genel Müdürlüğü mensubu "Güvenlik Hizmetleri Sımfı"na dahil personele, kendi aralarındaki hiyerarşi deha dikkate alınmaksızın öbür (çok daha düşük) aylık ve özlük haklarının ödenmesini haklı kılacak hiçbir yasal niçin bulunmamaktadır.

h) 657 Sayılı Kanun'un eki (I) Sayılı Ilave Gösterge Cetveli'nin "VII. GÜVENLIK HİZMETLERİ SINIFI" bölümünün (e) bendinin "Yüksek öğrenimliler" başlıklı (aa) daha alçak bendinde, çarşı ve semt bekçileri, polis memurları, komiser yardımcısı komiser, başkomiser ve güvenlik amiri statüsünde bulunanlardan 1 nci dereceye gelmiş ve "yüksek öğrenimli" bulunanların "3000" ilave gösterge alacakları hüküm altına alınmıştır.

926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunun EK-VIII, EK-VIII/A ve EK-V11I/B sayılı Ek Gösterge cetvellerinde, I nci dereceye gelmiş astsubaylar için ek göstergenin "3600" olduğu belirtilmektedir. 2803 sayılı Kanun'un 13. Ve 2692 sayılı kanunun 6 ncı maddeleri gereğince, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Emniyet Komutanlığı mensubu astsubaylar 1 nci dereceye gelmeleri halinde "3600" ilave gösterge almaktadırlar.

ı) Yukarıda açıklanan hukuki düzenlemeler öncesinde Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Emniyet Komutanlığı mensubu astsubayların, evvelce asker birey olmaktan ve bununla beraber askeri atama ifa etmelerinden kaynaklanan nedenlerle, emniyet personeline nazaran bambaşka (daha pozitif) ilave gösterge almaları haklı ve mantıklı görülebilirse de; anılan düzenlemelerden sonradan "ilave gösterge" yönünden ayrı değerlendirilmelerini haklı kılan hukuki bir niçin kalmadığından, iptali istenen kuralın Tüzük'nın 2. maddesinde belirtilmiş "hukuk devleti" ve 10. maddesinde düzenlenen "denklik" ilkeleri ile de bağdaştırılması olası görülmemektedir. Bambaşka örgütler içerisinde olmakla beraber, iç emniyet hizmeti bakımından arasında bir ayrım kalmayan üç emniyet teşkilatından ikisine nazaran Güvenlik Genel Müdürlüğünün farzedilen statüdeki personeline daha düşük ek gösterge (3600 yerine 3000) verilmesini öngören kuralın, bununla beraber bu üç teşkilat mensupları arasında özlük hakları yönünden bir eşitsizlik yarattığı açıktır.

Kararın bütün metn için tıklayınız.

« ÖNCEKİ YAZILAR
SONRAKİ YAZILAR »