Son Yazılar

Slider Area

EĞİTİM

16 Kasım 2017 Perşembe

Çocuklarla İletişim Kurma
- İNTERNET GÜNLÜĞÜ yazdı. 0


Çocuklar İle İletişim Kurma
Çocuklar ile iletişim kurmak oldukça önemlidir. Dikkat edin ki, şiddet içerisinde büyüyen bir çocuk ile her zaman büyük bir insan gibi konuşulan çocuk oldukça farklı bir ruh haline sahip olur. Hangisi daha doğrudur? Şiddet dendiği zaman herkes geri çekilir. Kimse üzerine alınmaz. Kimse çocuğunu dövmez ve ona zarar vermez. Bunlar yalnızca sizi kandırır. Şiddet, çocuğunuz dövmeniz ve onu hırpalamanız anlamını taşımaz. Oldukça geniş çaplı düşünerek bu konunun üzerinde yoğunlaşmak gerekir.

Şiddet Nedir?

·         Şiddet, kelime anlamı itibari ile birine gösterilen davranışsal ve tolumun dışladığı hareketler bütünüdür. Çocuklara gösterilen şiddet ve genel olarak insanlığa gösterilen şiddet yalnızca darbeye yönelik değildir.
.
·         Çocuklar ile iletişim kurma, çocuğunuza gösterdiğiniz aşırı yüksek sesli tepkiler de birer şiddet eğilimidir. Çocuğunuz bir şeyi, hatta aynı şeyi defalarca kez sorsa da sesinizi yükseltmeden cevap vermeniz gerekir.
·         Eğer kendiniz haklı buluyorsanız, ama kim olsa bağırır artık diyorsanız dinleyin; çocuğunuz size aynı şeyi defalarca kez sorduktan sonra; belki de ilk kez sorduktan sonra siz, aşırı tepki ile sesinizi yükselterek cevap verirseniz, çocuğunuz bir daha soru sormaz. Fakat bu merak etmediği için değildir. Pasif bir kişiliğe bürünmeye başladığı içidir.
·         Aslında merak ettiği çok şey varken, susmayı seçmek oldukça basık ve tedirgin bir karakterin ortaya çıkmasına sebep olur. Bu sayede çocuk, okul hayatı boyunca da öğrenme zorluğu çeker.
·         İnsan ilişkileri de oldukça etkilenir. Birileri ile sohbet ederken, çekindiği için konuyu ilk olarak açamaz hale gelir. Bu sizin ilk bağırmalarınız sebebi ile oluşturulmuş bir karakterdir.
·         Dikkat edin, çocuğunuza sürekli tepki gösteren bir anne veya baba; çocuğu aşırı büyük bir hata yapınca yine aynı tepkiyi gösterir. Çünkü; sürekli gösterdikleri tepkiler hep en uç noktadadır.
Fakat; çocuklar ile iletişim kurma; onlara bağırmadan cevap verme eğiliminde olan anne babalar çocukları aşırı büyük hatalar yaptıkları zaman onlara uç bir kızma mekanizması ile tepki verebilirler. Bu durumda çocuk yaptığı hatayı kolayca fark eder
Devamını Oku

Çocuğunuzun Tuvalet Eğitimi Nasıl Olmalı?
- İNTERNET GÜNLÜĞÜ yazdı. 0



Çocuğun birey olma yolundaki önemli gelişim aşamalarından biri olan tuvalet eğitimini ve bu süreçte ailelere düşen görevlerin önemini Hisar Intercontinental Hospital çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Asya Armağan bilgiler veriyor.

Çocuğun kendi bedensel duyumlarını hissettiği, ihtiyaçlarını anlattığı, bunların sorumluluğunu almayı ve bedensel sınırlarını öğrendiği dönemin tuvalet eğitimi dönemi olduğunu dile getiren Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Asya Armağan; ‘Tuvalet alışkanlığı çoğu zaman iki yaş civarında kazanılır. Bu dönem çocuğun, başkalarından gelen önerilere kolayca uyum göstermediği, sıklıkla yoğun çatışmaların yaşandığı bir döneme rastlar. Çocuk bağımsız bir birey olma yolunda gelişirken, kendi bağımsızlığı ile başkalarının onayı arasında bir denge oluşturma çabası içindedir. Yine bu dönemde, çocuğun çiş ve kakaya yüklediği anlam da yetişkinlerinkinden farklıdır. Çocuklar bedenlerinde ürettikleri nesnelere ilgi duyarlar. Bedenleri nasıl önemliyse onlar için, bedenlerinden çıkan şeyler de çok değerlidir. Ebeveynler, onları dışarı atıp kurtulmasıyla ilgili çocuğunu ödüllendirirken, çocuğun zihni karışır, çünkü o aslında kendisi için çok değerli olan şeylerden ayrılmak istemeyebilir. Çocuğun çiş ve kakasını tuvalete yapıyor olması, bir anlamda anne-babasını mutlu edecek bir hediye niteliği taşır. Tuvalete oturmanın çocuğun kendi iyiliği ve rahatı için yapacağı bir şey olduğu mesajının verilmesi işleri kolaylaştırabilir. Annesi babası tarafından bağımsızlığı için yeterince desteklenen, girişimciliği nedeniyle cesaretlendirilen çocukların kendilerine olan güvenleri artar ve gelişimlerinin önü açılmış olur’ açıklamasında bulundu.

Tuvalet eğitimi için sadece çocuğunuzun değil; sizin de hazır olmanız gerekir!

.
Tuvalet eğitimine çocuk kadar, bakım veren kişinin de yeterince hazır olduğu bir dönemde başlanması çok önemlidir. Çevredeki benzer yaşlardaki çocukların gösterdikleri gelişim, okul öncesi eğitim kurumlarının tuvalet alışkanlığı kazanan çocukları okula kabul etmesi, aile büyüklerinin ebeveynlere baskısı gibi değişik nedenler zamanlamayı etkilememelidir. Tuvalet eğitimine başlamak için çocuğun, fizyolojik olarak kas gelişimini tamamlamış, gelişimsel olarak kendini ifade edebilecek becerileri kazanmış olması ve aynı zamanda da psikolojik olarak sağlıklı bir dönemde olması beklenmelidir.

Eğitime başlamak için…
Çocuğunuz yürüyorsa,
Verdiğiniz bazı komutları yerine getirebiliyorsa,
İsteklerini konuşarak anlatabiliyorsa,
Gün içinde 2-3 saat kuru kalabiliyorsa,
Altı ıslandığında rahatsızlığını ifade edebilecek hale gelmişse, tuvalet eğitimine hazır olduğunu düşünebiliriz.

Tuvalet eğitimi vermek için en uygun dönem 24-36 aylar arasıdır. Ancak çocuk bahsettiğimiz becerilere sahip değilse, son dönemde bakıcı değişimi, kardeş doğumu, taşınma, ölüm gibi hayatını ciddi anlamda etkileyecek değişiklikler söz konusu olmuşsa, kabızlık sorunu yaşıyorsa, tuvalet eğitimini verecek olan kişinin ruhsal sıkıntılarının olduğu ve çok yoğun çalıştığı bir dönemse çocuğun yaşı uygun olmasına karşın tuvalet eğitiminin ertelenmesi gerekebilir.

Zamanından önce verilmeye çalışılan tuvalet eğitimi çocuğunuzda kaygıya neden olabilir!

.
Tuvalet eğitimine çocuğun hazır olmadığı bir dönemde başlamak ve bu konuda baskı uygulamak çocukta bazı ruhsal sorunların gelişmesine neden olabilir. Çocuk ailesinin beklentilerini karşılayamadığını sezer ve buna bağlı olarak başarısızlık duygusu yaşar. Başarısızlığı yüzünden anne babasının sevgisini kaybedeceğini düşünebilir. Tuvalet eğitimine zamanından önce odaklanıldığında çocuk, temizliğin, düzenliliğin, kontrollü olmanın anne babasında olumlu duygulara yol açtığı kanısına varır. Böylece küçük çocuğun zihninde temizlik, titizlik kavramlarıyla, anne baba sevgisi arasında bir bağlantı kurulur. Ailesinin beklentilerini karşılayamadığı durumlarda ise ailesinin sevgisini kaybetmekten korkar, terk edilme kaygıları gelişebilir. Bunlarla birlikte erken başlanan tuvalet eğitimi, çocukta, bedeninin kendisinin değil de başkalarının denetiminde olduğu izlenimi yaratabilir. Benzer şekilde hiç eğitim vermemek de çocuğun ruhsal gelişimini olumsuz yönde etkiler.

Çocuğunuza tuvalet alışkanlığı kazandırırken…

Anne baba olarak çocuğunuza tuvalet alışkanlığı kazandırırken sizin göreviniz sorumluluğu tamamıyla üstlenmek değil; çocuğuna mümkün olduğunca destek olmak, yüreklendirici davranmaktır.
Eğitim sürecinde çocuğunuzun davranışlarına aşırı tepki göstermeyin. Bu dönemde olumlu kazanımlarla birlikte geriye dönüşler, dalgalanmalar da izlenebilir. Her defasında sabırla karşılamak ve öfkelenmeden tuvalet eğitimine devam etmek, eğer çocuk aşırı tepki gösteriyorsa, eğitim sürecine çocuk hazır olana kadar ara vermek, aşırı ısrarcı olmamak son derece önemlidir.
Tuvalet eğitimine başlarken, her gün belirli aralıklarla tuvaleti olsun ya da olmasın çocuğunuzu tuvalete ya da lazımlığa oturtmak alışkanlık edinmesini kolaylaştırır. Başlangıçta çocuğun sevdiği oyuncak (bebek veya hayvan) üzerinden tuvalete oturtma alıştırmaları yapmak, bu sırada da basitçe sindirimden söz ederek yiyeceklerin nasıl yendikten sonra vücuttan dışarı atıldığı, daha sonra da yemekle yenilerinin geldiği anlatılabilir. Aynı zamanda kendisinin de çişini ve kakasını tuvalete bırakabileceğinden söz edilebilir.
.
Tuvalet alışkanlığını kazandırma sürecinde çocuğunuzun rahatça giyip çıkarabileceği giysileri tercih edin. Kendisinin soyunmasına, tuvaletin ışığını yakma, oturağa yaptıklarını tuvalete dökme, sifonu çekme gibi kendisinin yapmak istediği şeylere izin verin. Çocuğun katılımcı olması, sürecin kendi kontrolünde olduğu duygusuyla uyumunu artırır.
Çocuklarınızın tuvaletle ilgili davranışlarını çok iyi gözleyip, onları, en uygun zamanda tuvalete yönlendirmeniz eğitimlerinizi kolaylaştıracaktır. Çocuğa sık sık tuvaleti olup olmadığını sormak yerine, belli aralıklarla tuvalete birlikte giderek kontrol etmek daha uygundur. Kız çocuklarının anneyi, erkek çocuklarının babayı model almaları, onları izleyebilmeleri süreci kolaylaştırabilir.
Tuvalet eğitiminde, çocuğun tuvaletini bezine yapmıyor olmasını büyük ödüllerle, aşırı tepkilerle karşılamak zaman zaman altına kaçırdığında kızmak kadar yanlıştır.
Tuvalete çişini ya da kakasını yaptığında çocuğunuza, yaptığı şeyden utanmasına yol açacak sözler söylemeyin.
Tuvalet eğitimi vermeye başladığınızda bez kullanımına son verin. Bez kullanmaya devam etmek eğitim süresini uzatacaktır.
Her çocuk tuvalet eğitimi sürecinde ara sıra altına kaçırabilir. Bu durumda çocuğa kızılmamalı, ayıplanmamalı, cezalandırılmamalıdır.
Çocuklar için gündüz tuvaletini kontrol edebilmek, gece kontrol edebilmekten daha kolaydır. Tuvalet eğitiminin tamamlanma süresi çocuktan çocuğa değişir.
Devamını Oku

12 Kasım 2017 Pazar

Nano teknoloji nedir?
- İNTERNET GÜNLÜĞÜ yazdı. 0


Nano Teknoloji Nedir?

Moda dünyası, milenyum çağına ayak uydurmaya başladığından beri teknoloji ve endüstriyel mühendisliği bir araya getiriyor. Daha önceleri ütü gerektirmeyen, kırışmayan gömlekler üreterek, teknoloji ve modanın birleşmesinde güzel bir başlangıç yapmışlardı.  Şimdi kaldıkları yerden “nano teknoloji” ile devam ediyorlar.
.
Nano teknoloji; en küçük akıllı atomlar anlamına geliyor.  Daha önceleri ilaç, elektronik sektöründe kullanılmakta olan nano teknoloji çoktan giyim sektörüne de el atmış durumda. Nano teknolojik ürünler leke tutmuyor, beyazlarınızda su lekesi bırakmıyor, ütü istemiyor. Nano teknolojik ürünlerde renkler de rahatlıkla kullanılabiliyor.
Henüz çok fazla piyasada yer almamasına rağmen ilerleyen günlerde hep beraber alışveriş merkezlerinde, butiklerde  nano teknolojik ürünleri  satın almaya ve giymeye başlayacağız gibi görünüyor. Üstelik nano teknoloji ile üretilen ürünlerin ne kadar rahat ve kullanışlı olduklarını fark ettiğinizde; gardıroplarınızda kalıcı değişikliklere kadar gidebilecek bir sürece doğru adım attığımızı görüyoruz.
Nano teknolojinin yanında bir başka moda devrimini de, ışıklandırılmış kıyafetler oluşturuyor. Bu kıyafetler bildiğimiz şekilde üretiliyorlar ve daha sonradan ışık giydirilerek tasarımları yapılıyor. Önceleri flaşör renkleri dediğimiz fuşya, parlak yeşiller gibi renkleri üzerinizde iyiden iyiye bildiğimiz ışıl ışıl bir hal aldığını düşünebiliriz. Hatta benzetmek gerekirse, geceleri kullanılan plastik, kırılabilir ışıklara görünüm olarak benziyorlar diyebiliriz. Hem gece ışıl ışıl her tür kıyafetinizde ışıklandırma kullanabileceksiniz hem de baya bir fark edileceksiniz.

Bir başka yenilik ise “Blessus”.  Blessus  ise, daha önceleri tek bir hırkayı birkaç çeşitte giyebilmemizi sağlayan tasarımları andırıyor.  Blessus teknolojisi sayesinde aldığınız bir eteği ister pileli ister düz, ister fermuarlı, ister çıt çıtlı hale kolayca getirebiliyorsunuz. Özellikle çalışan kadınlar için düşünüldüğünde klasik kıyafetler için siyah kısa elbiselerimiz gibi kurtarıcılarımızdan sonra bir de bu giysilerden birer parça edinmemiz gerekiyor.  Düşünsenize sabahları kalktığınızda tek bir eteği bir hafta boyunca bir sürü şekilde giyebileceksiniz, bence harika.  Kadınların iş hayatındaki yeri çoğaldıkça herşey kadınların kullanım ve ihtiyaçlarına göre düzenlemeye ve daha fonksiyonel hale getirilmeye tabiî ki devam edecek.  Sektörün moda devleri de kadınlar için daha nicelikli ürünler üretme çabalarına devam edecekler. 
Devamını Oku

Çocuklarınızın sınav dönemlerine dikkat
- İNTERNET GÜNLÜĞÜ yazdı. 0


Çocuklarımızın Sınavlara Hazırlık Dönemleri

  Çocuklarımız için en zor dönemlerden biridir, sınavlara hazırlıklar. Oyun çağında başlayan eğitim hayatlarınızın onlara katkısının başlamasının yanı sıra boş vakit geçirme saatlerini de ellerinden almaya başlar. Bunların yetmediği gibi bir de; çocuklarımızın sınavlara hazırlık dönemleri, yüz binlerce rakiplerinin olduğu bir dönemdir. Bu dönemlerde aile bireylerinin onlara verdiği destek ve psikolojik rahatlık onlar için çok önemlidir. Baskı yapmadan ders çalışmalarını sağlamak, onlara yeterince vakit ayırmak gerekir. Tüm bunlar kolay gibi görünür fakat sabır işidir.
.

Ebeveynler Olarak Bize Düşenler

·         Çocuklarımızın beslenme şekillerini düzenlemek ilk olarak üzerimize düşen vazifelerdendir. Öğle saatlerinde çok ağır yemekler ile onları karşılamamalıyız. Düzenli bir beslenme programı içerisinde olmalıdırlar.
·         Ders çalıştıkları sırada yanlarına atıştırmalık olarak birkaç bir şey hazırlamamız gerekir. Bunların ise; cips ve çikolata gibi şeyler olmamasına dikkat edin.
·         Çocuklarınızın çalışma masalarına mutlaka su koyun.
·         Ders çalıştıkları sırada su yudumlamaları motivasyonlarını arttıracaktır.
·         Ardından; ders çalışma saatlerini düzgün bir program şeklinde; uzman yardımı ile hazırlamalısınız.
·         Çocuklarınızın ders çalışma programlarında, kendilerine ayıracakları vakitler de mutlaka olmalıdır.
·         Çocuklarımızın sınavlara hazırlık dönemleri; oldukça psikolojik gerilimlerin yaşandığı bir dönemdir. Onlara güvendiğinizi mutlaka belli edin fakat; her sınavın bir bilgi ölçme aracı olamadığını onlara anlatın.
·         Sınavları kazanmanın hedef olduğunu, fakat kazanılamaması durumunda da üzülmenin abartılmaması gerektiğini öğretmek gerekir.
·         Kendilerine olan güvenlerinin tep taze kalmasını sağlamalısınız.
·         Çocuklarınıza olan güven işini de çok fazla abartmamak gerekir. Yani; sürekli onlara güvendiğinizi ve kesin kazanacaklarını sürekli vurgulamayın. Bu sayede onlar bir yük altında hissederler. Kazanmak zorunda olduklarını hep beyinlerinin bir kenarında tutarlar. Böyle düşünen bir çocuğun sınavını kazanamaması aile bireylerine karşı aşırı mahcup olmasını doğuracaktır.
·         Çocuklarımızın sınavlara hazırlık dönemleri; onlar kadar bizler için de zordur. Mutlaka her şeyi dozunda ve kararında yapmalısınız.
·         Onlara olan güveninizi her daim onları sıkmadan ve omuzlarına aşırı sorumluluk yüklemeden belli etmek gerekir.

Çocuklarımızın en zor zamanlarında yanlarında olmalıyız.
Devamını Oku

11 Kasım 2017 Cumartesi

Özel Ders Taleplerinde Patlama
- İNTERNET GÜNLÜĞÜ yazdı. 0



Eğitim sisteminin başrol oyuncusu olan okullarda verilen eğitimi destekleyen mekanizmalar, hızla yaygınlaşıyor. Buna bağlı olarak öğrencilerin meslek edinme yolunda daha çok bilgiyi daha hızlı edinme istekleri, özel ders ihtiyacını da her geçen gün artırıyor. Geçmişte özellikle Matematik, Fizik gibi ana alanlarda yaygınlaşan ve bir ayrıcalık olarak görülen özel ders uygulamaları, bugün farklı öğrenme alanların da genişleyerek kendi sektörünü yarattı. Okulda verilen eğitimi destekleyen bir sisteme sahip olan bu sektör, bireysel olarak kişiye özel olması itibariyle de özellikle velilerin çocuklarını yönlendirmesi ile sıkça tercih ediliyor.

Özellikle lise ve üniversiteye hazırlık sürecinde yapılan değişiklikler ile öğrenciler ve aileleri, özel ders uygulamalarını, büyük bir rekabetin yaşandığı sınav dönemlerinde “kaçınılmaz” olarak görüyor. Özel ders talepleri gelişen teknoloji ile dijital ortamda da yaygınlaşırken, her öğrenci için ulaşılabilir bir hal alıyor.

Matematik ilk sırada

En çok eğitim verilen derslerin başında yüzde 15,66 ile matematik dersi yer alıyor. Onu yüzde 9,24 ile İngilizce, yüzde 8,16 ile Geometri, yüzde 6,49 ile Türkçe, yüzde 5,61 oranıyla da Fen ve Teknoloji dersleri takip ediyor.
.

Ders Dağılımı

Matematik % 15,66
İngilizce % 9,24
Geometri % 8,16
Türkçe % 6,49
Fen ve Teknoloji % 5,61
Fizik % 3,83
Dil ve Anlatım % 3,45
İlkokuma - Yazma % 3,33
Kimya % 3,29
Sosyal Bilgiler % 2,87

Verilen özel derslerin seviyesine baktığımızda yaklaşık yüzde 40 ile ilköğretim ilk sırada yer alıyor. Ardından yüzde 30’u aşan bir oranla lise geliyor. KPSS, ALES ve DGS sınavlarına takviye için alınan dersler yüzde 7 oranında, okul öncesi eğitime yönelik talep edilen dersler yüzde 5 oranında kendine yer buluyor. Yetişkinlere yönelik eğitimleri içeren oran ise, yüzde 8 civarında seyrediyor.

Derslerin Seviye Dağılımı

İlköğretim (Okula Takviye) % 19,42
İlköğretim (SBS) % 18,42
Lise (Okula Takviye) % 17,80
Lise (ÖSS-YGS-LYS) % 14,70
KPSS, DGS, ALES vb. % 6,65
Üniversite (Derslere Takviye) % 5,79
Okul Öncesi % 4,63
Yetişkinler İçin Yabancı Dil % 4,38
Yetişkinler İçin Diğer Eğitimler % 3,07
Yetişkinler İçin Akademik Eğitim % 2,29
TOEFL, KPDS, ÜDS, IELTS, vb. % 1,81
GRE, GMAT, vb. % 1,03

Devamını Oku

Google kelime bazlı site yükseltme
- İNTERNET GÜNLÜĞÜ yazdı. 0


Google arama motorunda web sayfanızı kelime bazlı yükseltmek ve ilk sayfada yer almak istiyorsanız google ‘i iyi anlamanız ve çözmeniz gerekir. Onun çıkarmış olduğu algoritmalara ve güncellemelere hakim olmanız gerekir. Google daha kaliteli arama motoru olmak için her geçen gün kendisini yeniler ve geliştirmeye devam eder. Bu algoritmaları her web sitesi sahibi çözemez o nedenle bu işi bilen seo danışmanları ya da firmalarından destek alır. İşin en basit yolu google ‘i çözen kişilerin blog siteleri üzerinden yapmış oldukları paylaşımları okumak olur. Bu paylaşımlar sayesinde google arama motorunun mantığını çözmüş oluruz.

Tecrübelerimize dayanarak google arama motorunda kelime bazlı yükselmek için aşağıdaki önerilerimizi uygulamanız fayda sağlamaktadır.
  • Ziyaretçi sayısı yüksek web sayfalarından tanıtım yazısı satın almanız. 
  • Sosyal paylaşım platformlarında web sayfanızın reklamını yapmanız. 
  • Web sayfanızı ziyaret eden kullanıcıların sitenizde daha uzun vakit geçirmelerini sağlayacak içeriğe sahip olmanız. 
  • Kaliteli ve kalıcı backlink kaynaklarına sahip olmanız. 
Bu maddeleri kendi ve müşterilerimizin sitelerinde uygulamaktayız. Çok olumlu sonuçlar aldığımızdan dolayı web sayfamızda paylaşmak istedim. Sizde kaliteli ve kalıcı backlink kaynaklarına sahip olmak isterseniz sizler için hazırladığımız seo ve backlink paketleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Bu yazımızda sizlere google site yükseltme tekniklerinden bahsettik. Faydalı olabildiysek ne mutlu bize.
Devamını Oku

10 Kasım 2017 Cuma

13 Bin Kilometrekarelik alan Sessiz Bölge ilan edildi
- İNTERNET GÜNLÜĞÜ yazdı. 0



Wi-Fi Olmayan Bir Yerde Yaşamak

Bir yer düşünün ki kablosuz interneti yok, diğer modern teknoloji aletleri kullanılmıyor hatta cep telefonu kullanımı bile yasak. İşte Amerika’nın Virginia eyalatinde bulunan Green Bank kasabasında yaşananlar bunlar. Hem de bir teleskop yüzünden!

Washington D.C’den 4 saatlik karayolu ile ulaşabileceğiniz Green Bank, adı gibi yeşil bir kasaba. Green Bank’da resmi olarak şu an sadece 143 kişi yaşıyor. Kendi yerlilerinin dışında kablosuz modern teknolojilerin insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğine inanan bazı kişiler de bu kasabayı bir kaçış yeri olarak görüyor. Kasabanın bu durumda olmasının nedeni ise 148 metre uzunluğunda olan Robert C. Byrd Teleskobu.

Robert C. Byrd dünyanın her yöne yönlendirilebilen en büyük radyo teleskobu. Green Bank kasabasında bunlardan dokuz adet var ve en büyük olanı bu. Tüm teleskopların sahibi Amerikan devleti ve hepsi Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi tarafından kontrol ediliyor.

Radyo teleskopları uzayı izlemek yerine dinlemenize yarıyor. Çünkü bir gezegenden veya farklı bir gökcisminden gelen elektromanyetik radyasyon izleri gözle görünür olandan daha farklı şeylerin gün yüzüne çıkmasına neden olabiliyor. Hatta bilim insanlarının ışığın ulaşamadığı uzak bölgeleri keşfetmesini sağlıyor. Son yıllarda bu teleskoplar Satürn’in uydularını ve Merkür’ün erimiş çekirdeğini izlemek için de kullanıldı.

Robert C. Byrd teleskobunu kullanmak için dünyanın her yerinden astronomlar geliyor. Bu teleskop o kadar hassas ki yere düşen her bir kar tanesinin bile enerji karşılığını bulabiliyor.

Böylesine hassas bir dinleme aracı neden teknolojiden tamamen yoksun bir bölgeye ihtiyaç duyuyor?

Bunun nedeni baya geçmişe, telefon hatlarının ilk kurulduğu yıllara kadar gidiyor. Bell Labs isimli firma 1932 yılında ABD genelinde telefon sistemleri kurulumu yaparken teknisyenleri yayınlar üzerinde statik bir ses duyuyorlar. Şirket bu sesin kaynağını bulmak için bir elektrik mühendisini işe alıyor ve mühendis kaynağı buluyor: Samanyolu Galaksisi!



İki yıl sonra, federal hükümet ülkenin uzak galaksileri dinlemesi gerektiğine karar veriyor ve bunun için kendi radyo teleskobunu yapıyor. Fakat, soru şu: Bu kadar büyük bir teleskobu nereye koyabilirler? Çünkü basit bir radyo yayını bile uzaydan gelen seslerin değişmesine veya engellenmesine neden olabiliyor. İşte bu yüzden Green Bank kasabasını seçiyorlar.

Green Bank, Allegheny dağları ile çevrili olduğundan dışarıdan gelen seslere karşı doğal bir koruma sağlıyordu. Kasaba sanayi anlamında da çok gelişmiş değildi. Bu da ileride teleskopun artan nüfusdan dolayı eziyet çekmeyeceği anlamına geliyordu. Tüm bunların haricinde Green Bank 38. paralelde bulunuyor. Yani Samanyolu Galaksisinin dünyadan en iyi göründüğü yerlerden biri.

1958 yılında, Federal İletişim Komisyonu 13.000 kilometrekarelik bir alanı sessiz bölge ilan etti. Sessiz bölge ulusal parklardan ve boş alanlardan oluşan büyük bir bölgedir. Tahmin edeceğiniz gibi bu bölgenin içinde Green Bank da var. Bu sessiz bölgede cep telefonları ve kablosuz internet gibi modern iletişim cihazları sıkı bir kanun ile yasaklanmıştır. Kasaba sakinlerinin sadece toprak hatlı telefon ve kablolu internet kullanmasına izin verilmiştir. Kasabada oturanlara göre internet de oldukça yavaşmış.

Bu kampüs Ulusal Bilim Vakfı tarafından fonlanmaktadır. Fakat iki yıl önce Amerika’nın kemer sıkma politikalarının bir sonucu olarak burasının kapatılması için de teklif verilmiş. Ulusal Bilim Vakfı buna daha cevap vermedi fakat kararın bu yıl içinde çıkması bekleniyor. Washington burayı devam ettirme kararı verse bile eğer dış finansman bulamazsa gözlemevi 2017 yılında kapanabilir. Green Bank sakinleri de modern teknoloji ile tanışmış olur.

Kaynak: https://goo.gl/h9k8pG
Devamını Oku